Bir Filistin dramı

31 Mrz

 

 

                                                                                         

Filistin halkının direniş sembolü haline gelen “Hanzala” çizgi karakteri, Nadschi al-Ali (Naci Ali) tarafından 1969 yılında ilk defa yayınlandı. Hanzala, 10 yaşındaki bir çocuktur, büyümez. İsmi hayata küskünlüğün simgesidir. Sırtı okuyucuya dönüktür, elleri arkadan birleşmiştir. Yıpranmış kıyafetleri ve yalın ayakları hemen göze batar, tipik mülteci kamplarında yaşamaya mahkûm edilmiş Filistinliler gibi. Zira güçsüz Filistin halkının direnişini temsil ediyor. Olan bitenleri suskun ve hareketsiz izliyor. Bilinen bir gerçektir ki, çocuklar şiddet mağduru olduğu zaman aşırı duygusallaşıyor, içine kapanıyor. Naci al-Ali’nin 10 yaşında vatanını terk etmek zorunda kaldığı için, karakterinin her zaman 10 yaşında kalacağını vurgular yazar. Ta ki, bir gün vatanına geri dönene kadar da büyümeyeceğinin altını çizer.

“At first, he was a Palestinian child, but his consciousness developed to have a national and then a global and human horizon.” Nadschi al-Ali

Günümüzde Hanzala çizgi karakteri, Filistin’in işgal topraklarında ve Filistin diasporasında sembol haline geldi. Aslında Filistinli bir çocuktu çizilen ama yarım yüzyılı çoktan geçmiş işgal hayatı sürdüren Filistin halkının sorunu olmayı aşan bir insanlık dramını farklı bir bakışla açıklayan bir sembol oldu. Sadece İsrail-Filistin sorunu olmayan, uluslar arası ve insanlık dramı haline gelen bu mesele, insanım diyenin sorunu haline geldi. Bundan kuşku duymak akla ziyan!

14. Mayıs 1948 yılında İsrail devletinin resmen deklare edilmesinin alt yapısını Lord Arthur Balfour atmıştı. 2 Kasım 1917 tarihinde uluslararası Siyonist hareketin liderlerinden olan Lord Rothschild’e bir mektup göndererek, Filistin topraklarında bir Musevi devleti kurulması konusunda İngiliz hükümetinin destek vereceğini bildirmesi ile başlamıştır.

Günümüze kadar süren çatışmanın kilit noktası altı gün savaşı, birinci İntifada ve El-Aksa İntifada’larıdır. Altı gün savaşı, 5 Haziran 1967‚de İsrail ile Arap komşuları Mısır, Ürdün ve Suriye arasında başlayan ve 6 gün süren savaşa verilen addır.

Arap İttifakı’na Irak, Suudi Arabistan, Sudan, Tunus, Fas ve Cezayir de asker ve silah yardımıyla katıldıkları halde, büyük bir yenilgiye uğradılar. Savaşın sonunda Mısır’dan Sina Yarımadası’nı, Suriye’den Golan Tepeleri’ni ve Filistin’in Gazze Şeridi ile Batı Şeria topraklarını alan İsrail, topraklarını dört katına çıkarmıştır. 1. İntifada olarak adlandırılan ve baş kaldırmak anlamına gelen Filistinlilerin isyanı ve direnişi, 1987 yılında başladı. İntifada, işgalci İsrail devletine karşı toplumsal isyan olması yakın dönem tarih açısından büyük önem taşır. İntifada yakın dönem tarihsel hiziplerin/grupların, örneğin Hamas’ın örgütlenmesine yol açtı. El-Aksa İntifada’sı ise Ariel Şaron‚un Mescid-i Aksa‚yı provakatif ziyareti sonrası Filistinli vatansever guruplar tarafından, 2000 yılının eylül ayında başlatıldı.

1948 yılından günümüze yani 2012 yılına kadar süren bu insanlık dramının sonu yokmuş gibi görünüyor. Ama Filistin halkının mücadelesi hala devam ediyor. Büyük, uluslar arası çalışan ve güçlü bir lobiye sahip olmamalarına rağmen direnişi sürdürüyorlar. Etrafındaki Arap devletlerinden yardım beklentileri acı bir şekilde Filistinlileri hayal kırıklığına uğrattı. Ama umutlarını yitirmediler. Hala ayakta kalmaya çabalıyorlar ve direnişleri sürüyor.

Ne ırkçı Siyonist düşüncesi, ne de uluslar arası oportünist/ikiyüzlü diplomasi bu halkın özgürlük taleplerine ve hak isteklerini durdurabildi. El Fetih ve Hamas arasındaki ihtilaflar ve zaman zaman iç savaşa varan çatışmalar, esas sorunu kapamış olsa da, asıl sorun başka.

Yalnız kalmış ve kimsenin sahiplenmediği bir mücadele Filistin sorunu. Hanzala bunu en güzel şekilde ifade ediyor. Terk edilmiş, kimsesiz, sessiz ve umudu kırılmış bir halk var karşımızda.

Dünya kamuoyunda sözcüleri kimdir?

En ünlü örnek Edward Said’dir. (1935-2003) Edward Said Amerikan diasporasında yaşayan bir Hıristiyan Filistinli idi. Halkının sesini duyurmaya çalışan bir entelektüeldi kendisi. Onun yanı sıra Yaser Arafat (1929-2004) bir başka sembol haline gelmiş olan isim. Bunların ölümü ile yurt dışındaki temsilci isimler bir bir kayıp oldu. Adeta tükendi. Ve bundan sonra kimler İsrail-Filistin sorununu kişisel planda şahsında somutlaştıracak? Kalkın ve yürüyün kalabalıklar, bu yol çıkmaz sokak değil, diyecek! Bitmez tükenmez bir hak arayışı, gani gönüllü ve insanlığa ezilen bir halkın öz-vatanını işaret edecek? Mazlum Filistin halkının eli, dili, gözü ve vicdanı olacak?

Heyhat, bu sorunun cevabı zor, hem de çok zor…

Advertisements

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s

%d Bloggern gefällt das: