Hâkimiyetin Merkezi

18 Mrz

Bir “gurbetçi kızı” olarak döndüm annemin ve babamın doğduğu ülkeye. Çeyrek yüzyılı hemen geçmiş olan yaşam sürecimde ilk defa Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM) ziyaret etme imkânı oldu. Benim için önemli ve aynı zamanda özel bir ziyaretti. Bunu Anadolu Ajansı Haber (AA) Akademisi çerçevesinde gerçekleştirebildim. Türkiye’yi başka bir deyişle “yeni vatanımı” daha iyi ve daha gerçekçi tanımama güzel bir vesile oldu. Girişteki güvenlik işlemleri, Almanya da ki kadar geniş kapsamlıydı. Ardından bizi karşılayan AA parlamento muhabiri bizi (Akademi öğrencilerini) ilk etap olan Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyon (KİT) bürosuna götürdü. Bizi Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyon’undan Hilmi Erdoğan karşıladı… Hilmi Erdoğan, farklı komisyonların görevlerini ve Meclis hakkında genel bilgiler verdi.  Bu bilgiler ve ilk gözlemlerim çerçevesinde doğduğum ülke olan Almanya ve Türkiye devletlerinin örtüşen ve ayrışan farklılıklarını görebildim. Bu duyguyu planlı değil bir “refleks” olarak içimden yaptım. Benim maksat’ım iki ülkeyi kıyaslamak değil kuşkusuz!  Bu gözlem ve değerlendirme yazısında daha çok Meclis de gördüklerimi ve o anda hissettiklerimi paylaşmak olacak.

TBMM

  • 1920 yılında başkent Ankara’da kuruldu
  • Genel seçimler dört yılda bir yapılıyor
  • 18 yaşını dolduran her Türk vatandaşı oy kullanabilir
  • 1995 yılından beri 550 milletvekili seçiliyor
  • Siyasi gruplar: Ak Parti, CHP, MHP, BDP, Bağımsızlar ve KADEP
  • Seçim barajı %10
  • Meclis de 17 tane komisyon var

Almanya Federal Meclisi (Deutscher Bundestag)

  • 1949 yılında kuruldu ve 1990 da batı ve doğu Almanya’nın birleşiminden itibaren Başkenti Bonn dan, Berlin e taşındı
  • Genel seçimler dört yılda bir yapılıyor
  • 18 yaşını dolduran her Alman vatandaşı oy kullanabilir
  • 620 milletvekili seçiliyor
  • Siyasi gruplar: CDU/CSU, SPD, Grüne, FDP, Die Linke
  • Seçim barajı: %5
  • Parlamento da 26 tane komisyon var

Aklımda kalan birkaç ilginç bilgiler vardı. Meclis 1 Ekim ve 30 Haziran arası toplanıyor. Toplantı günleri Salı, Çarşamba ve Perşembe saat 15.00-19.00 arası. Elektronik başvurma imkânının olduğunu da öğrenmiş oldum. İlginç olan, bütün başvurulara geri dönüş yapıldığını duymak oldu. Ne kadar önemli ve mantıklı. Her ne kadar “derde deva” olmayacak olsa bile.

Ardından o güzel ve harika ve benzersiz koridorlar ve mekânlardan yürüdük. Beni duvardaki tabloların birçoğu büyüledi.  Kim bilir, etkilenmemin temel sebebi resim ve sanata karşı duyarlılığımdandır.

Türkiye haritası, vatanımızın jeo-stratejik önemini adeta sergiliyordu. Gerek tarihsel gerek coğrafya olarak sosyologların ve tarihçilerin sadece harita üzerinde saatlerce münazara ve münakaşa yapabilecekleri, sevinç ve kederin yaşandığı bir görünümdü, Türkiye haritasının izdüşümü.

Bugünkü meclis binasının yapım kararının Atatürk zamanından kalma olduğunu öğrendim. Projeyi bir Avusturyalı mimar Prof. Dr. Clemens Holzmeister çizmiş ve binanın inşaatına 1939 tarihinde başlanmış. Kullanıma açılışı ise 6 Ocak 1961 yılında gerçekleştirilmiş. Dünyanın en büyük parlamento yerleşkelerinden birini oluşturuyor. Birçok Avrupa ülkesinin Parlamentosunu gezmiştim ve gözlemlerde bulunmuştum ve hatta Alman Parlamentosu Türkiye Büyük Millet Meclisi, TBMM’nin yanında oldukça küçük kalıyordu. Zira bugünkü Almanya parlamentosunu karanlık tarih olarak nitelendireceğimiz Adolf Hitler Nazi Almanya’sına parlamentoluk yapmıştı. Hitler ki; her şeyin büyüklüğünü isteyen, büyük büyük Otobanlar, büyük büyük Stadyumlar yaptırarak “büyüklenmeyi” manipülasyon aracı olarak “şeref” atfeden bir diktatördü.

O güzel ve benzeri olmayan koridorlar gerçekten muhteşemdi. Her tarafı ışık ile kaplıyor ve oralardan geçenlere enerji verir gibi bir etki bırakıyordu. Yada bende öyle bir izlenim bıraktı. Yerlerdeki mermerden mozaikler, geçmiş bir zamanın, başka bir deyişle “zaman tünelinin” ruhunu yansıtıyormuş gibiydi.

Ardından Meclis Kütüphanesini ziyaret ettik ve orda 350.000 kaynağın bulunduğunu öğrendik.  Türkiye de basılmış olan tüm basımların yer bulduğunu ve bundan ziyade yasal yayınlanmış dergilere ve tutanak dergilerine yer verdiğini anlattılar. Kütüphane o kadar büyük ki, dört katlık bir deposu vardı. Bu eski kitapları görünce insan kendisini geçmişin zaman tüneline girmiş gibi ve özlemli bir atmosferin havasını teneffüs ediyordu.

Meclise girdiğim anın saadetini hangi muhteşem kelimelerle ifade edeceğimi bilemiyorum. Yakın dönem siyasal tarihinin önemli mekânındaydım. Ne tartışmalara ev sahipliği yapmıştı, bu mekanda “darbe yapanlar” darbeye karşı çıkanlar oturmuştu. Büyük bir ülkenin geleceği, gelişimi ve milyonlarca insanın adeta kaderi bu mekanlarda yasallaşıyordu… Bu duygu dehlizi, bu paradoksal yaşanmışlıklar içerisinde Ceylan derili kotluklar estetik duyguma uyumlu anlamda hitap ettiğini ifade etmem gerekiyor. Demokrasinin bir dönem için durduğu 12 Eylül Darbesi aklıma geldi ve Kenan Evrenin şu sözleri: „Asmayalım da besleyelim mi?“ ve Milletin Meclisinin işgal edilmesi, Demokrasinin rafa kaldırılması… Hak, Adalet ve Özgürlük sevdalılar Hak ve Hukukun ne kadar önemli olduğunu o dönemlerde daha farklı hissettiler.

Parlamento Müdür Yardımcısı Mahmut Aydın Bey cana yakın ve enerjik tavrı ile bizimle bilgilerini paylaştı. Meclis içerisinde 200 den fazla Medya mensubunun (gazetecinin) yer aldığını öğrenmiş oldum. Büyük gazetelerin ve de büyük televizyon kanallarının küçük odalarda yer alması, iç içe ve adeta birbirlerinin nefeslerini duyması ilgi çekiciydi. Faklı dini inançtan ve siyasi partiden insanların birlikte çalıştığını duymak beni memnun etti. Halkın, Milletin temsil edildiği mekanlarda huzur ve barış içinde yaşamak için herkesin temsil edilmesi önemi yatsınamaz. Kendi düşüncelerimize aykırı olsa da kendimiz için istediğimiz hak ve özgürlükleri bir başkası için de istemeliyiz.  Bu evrensel ilkenin sosyal ve siyasal dildeki ismi: Adalet’ti.

Son durağımız öğle yemeğiydi. Ne de olsa saatlerdir Meclisi gezmiştik. Öğle yemeğini hak etmiş bir “edayla” ve o güzel atmosferde katılımcı arkadaşlarla hep beraber nefis yemekler ikram edildi. Harika yemeklere ilginç sohbetler eklendi, muhabbet adında nur topu bir çocuk doğsun diye…

Sonuç olarak, Meclis sadece mimari yapısı ve stili itibarıyla değil, içindeki siyasi gelişim ve geleceğe de umut olması anlamında hoş duygular oluşturdu bende. Öte yandan Meclis de bir-çok yasa değişikliklerini olumlu buluyorum. Mesela “Engelliler.. Kadına Pozitif Ayrımcılık.. İnsan Hak ve Özgürlükleri.. Çevreye Saygı.. gibi üst başlıklarda son on yılda yapılan “yasal” değişiklikler. Dikkatimi çeken bir diğer konu ise, Meclisin içindeki güvenliği sağlayan ve “törensel” ve “sembolik” olarak görev yapan “güvenlik güçlerinin” askerden alınıp polise devredilmesi oldu. Zaten şimdiye kadar bu durum oldukça garip bir görüntüydü. Demokrasi ve hukuk üzerine kurulmuş bir ortamda “savaşı, olağan-üstü” bir durumu sergileyen “asker” görüntüsü içerik ve sembolik olarak yakışık olmazdı.  Bu durum benim de alışık olmadığım ve gelişmiş demokrasiyle yönetilen Avrupa ülkelerinde de görülmemekteydi. Sivil polislerin bu görevi teslim almaları alkışlanmalı. Bu bir süreçti, bu süreç değişim ve gelişim demekti.  Benim duygu dünyamda bu gelişim, ülkemle gurur duymama bir kez daha vesile oldu. Sivil idare birey olarak “ben” demekti, “ben” ise halktan biriydim. Milletin Meclisinde aklıyla ve kalbiyle sivil olan idareciler ve güvenlik olmalıydı.

Çünkü Türkiye gelişiyordu!

Ülkemin sosyal, siyasal ve kültürel gelişimini görmek ve gözlemlemek anlamlıydı.  Avrupa’nın batı yakasında doğmuş, yaşamış ve sosyal hayatı, yaşamın ve akademi ya nın içerisinde yüksek lisans eğitimiyle taçlandırmış biri için mutluluktu ülkemin bu gelişimi. Artık gözlemlerim, hayatı okumalarım, araştırmalarım sadece Batı merkezli değildi… Olumluluklar sadece doğduğum topraklar da yaşanmıyordu.

Benim ülkem gelişiyordu…

Eure Lina.

Kurze Zusammenfassung:
İn dem Beitrag schildere ich meine Eindrücke, die ich im türkischen Parlament gesammelt habe wieder. Zu Beginn gibt es eine Gegenüberstellung zwischen dem Bundestag und dem türkischen Parlament. İm weiteren Verlauf treffen Beobachtungen  auf historische Ereignisse.

Advertisements

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s

%d Bloggern gefällt das: